Tarihimize ve Kültürümüze Katkılar-1

“İL İDARESİ KANUNU
Kanun Numarası : 5442
Kabul Tarihi : 10/6/1949
Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 18/6/1949 Sayı : 7236
Yayımlandığı Düstur :Tertip : 3 Cilt : 30 Sayfa : 1477
BÖLÜM : I
…Madde 2 – İl, ilçe ve bucak kurulması, kaldırılması, adlarının, bağlılıklarının, merkez ve sınırlarının belirtilmesi ve değiştirilmesi aşağıda gösterilen şekilde yapılır:
A) İl ve ilçe kurulması, kaldırılması, merkezlerinin belirtilmesi, adlarının değiştirilmesi, bir ilçenin başka bir il’e bağlanması kanun ile;
B) Bucak kurulması, kaldırılması, merkezinin belirtilmesi, il ilçe ve bucak sınırlarının ve bucak adlarının değiştirilmesi bir köyün veya kasabanın veya bucağın başka bir il ve ilçeye bağlanması, mühim mevki ve tabii arazi adlarının değiştirilmesi İçişleri Bakanlığının kararı ve Cumhurbaşkanının tasdiki ile;
C) Yeniden köy kurulması veya yerinin değiştirilmesi Bayındırlık ve Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlıklarının mütalaası alınmak suretiyle;
Ç) Köy ve kasabaların aynı ilçe içinde bir bucaktan başka bir bucağa bağlanması, köy adlarının değiştirilmesi, köylerin birleştirilmesi ve ayrılması, bir köy, mahalle veya semtin o köyden ayrılıp başka bir köy ile birleştirilmesi İçişleri Bakanlığının tasvibiyle yapılır.
D) (Değişik: 11/5/1959 – 7267/1 md.) Kaza kurulmasında ve kaldırılmasında, bir kazanın başka bir vilayete bağlanmasında ve merkezinin belirtilmesinde, sınırlarının değiştirilmesinde ve (B, C, Ç) fıkralarında yazılı hallerde ilgili vilayetler idare heyetleriyle umumi meclislerinin mütalaaları alınır.
Ancak; Türkçe olmayan ve iltibasa meydan veren köy adları, alakadar Vilayet Daimi Encümeninin mütalaası alındıktan sonra, en kısa zamanda Dâhiliye Vekâletince değiştirilir.
E) İllere, ilçelere, bucaklara, merkez yapılan şehir, kasaba veya köyün adı verilir. Şu Kadar ki, bunların coğrafi veya tarihi bir sanı varsa o da isim olarak verilebilir…”


Yukarıda, “bazı yer adları deformasyona (biçimsizleşmeye) uğramışsa, bunlar tez elden değiştirilir ve bu husus, konu hakkında bilgisi olan kimselere danışılmadan yapılırsa daha güzel olur” şeklinde bir ifadeye rastladınız mı; ya da “idarî şekli değiştirilen yerleşimlerin adları da ‘mutlaka’ değiştirilir” şeklinde bir bilgiye?

Yer adlarının değiştirilmesi ile ilgili bildiğim tek kanun bu. İlgili maddesi de yukarıda. 1994 yılından beri Denizli İli’ndeki yer adları üzerine çalışıyoruz. Bu çalışmalardan bir yüksek lisans, bir de doktora tezi çıkardık. Yalnızca yer adları, özellikle Denizli İli yer adları, üzerine yoğunlaştığımız için bu konuda kendimizi “bilgili” olarak görüyor(du)k…

Sonra bir gün, daha “bilgili” birileri çıktı, “ ‘Feslikan’ da neymiş; bunun doğru şekli ‘Fesleğen’dir hemşerim” dedi ve yılların Feslikan’ı Fesleğen oluverdi.

Türkçe’yi çok sevdiği için ödül alanlar (ki, tabelalardaki değişiklikler ‘cafe’leri ‘kafe’ yapmaktan öteye gidemedi), Türkçe’yi çok iyi bildikleri için deformasyonu (biçimsizleşme) hemen tespit edip anında ‘doğrusunu’ yerleştiriverdiler.

Muhtemelen “bilen”lerden biri “benim evde sözlük var, hemen alıp geleyim” dedi, beraberce sözlüğe baktılar ve “haa bak, bunun doğru şekli fesleğendir” anlaşmasından sonra Feslikan’ı öldürdüler yerine Fesleğen diktiler. Olmasın mı? Ödül aldılar ya…

Bunu yaparken, o mahallenin sakinlerine görüşlerini sordular mı acaba? Kaç kişi “tamam öyle olsun” dedi?

Düşünsenize, adı ‘Mehmet’ olan birine, bir gün Nüfus Müdürlüğü’nden bir yazı gelse, “hemşerim senin adının asıl şekli ‘Muhammed’, sana herkes ‘Memet’ diyor, görünen o ki, senin adın deformasyona (biçimsizleşmeye) uğramış, senin adın bundan sonra ‘Muhammed’ olacak” dese, Memet ne yapardı acep?

İşin garibi, bir taraftan, bizim olan ‘Feslikan’ı kaldırıp yerine yunancası ‘Fesleğen’i getirdiler, bir taraftan da İzmir’in yunan işgaline uğradığı tarihi bir başka mahalleye ad olarak verdiler (bir sonraki yazı da bununla ilgili).

Şimdi bir kalkıp da “yahu ‘İzmir’ adı ne kadar da deformasyona uğramış, hadin beyler bunu ‘Smyrna’ yapalım derse ne diyeceksiniz?

Konstantinopolis adını ısrarla kullananlara kızma hakkınız olacak mı? Yer adı değiştirmeyi “yaptım, oldu”dan ibaret görenler hassasiyetin farkında değiller sanırım…

Tarihimize ve dilimize yaptığınız katkılardan dolayı sizleri tebrik ediyorum.

Sağlıcakla. (Devamı var…) 27.03.2008 Denizli Gazetesi